14 Mayıs 2015

SANATORIUM Sanat Galerisi - SEVİL TUNABOYLU - Aklımda // in my Mind



 SEVİL TUNABOYLU

Aklımda // in my Mind

20 Mayıs/May - 27 Haziran/June 2015

basın bülteni

Dün gece, sırtımızda taşıdığımız cesedi yıkadım. Kemikleri küvete attığım anda pişman oldum ama artık çok
geçti. Önce daha temiz (daha eski) olanları seçtim; onlar kolaydı çünkü eklemleri bağlayan lifimsi tüyümsü
şeyler kuruyup gitmişti. Bu kolay temizlenir kemiklerde, kanla karışmış, içinden suda kaskatı kesilmiş
solucanların çıktığı, kemikle bir olmuş toprak yığınları yoktu.

Başlamadan önce sirkeli sıcak suda beklettim kemikleri. Sonra biraz çamaşır suyu ekledim. Bu sırada
spagetti yaptım. Sarımsaklı domates soslu makarnamı hızlıca mideye indirdim. Ve şöyle düşündüm:
"Banyoda ölü bir at yatıyor ve midem bana mısın demiyor". Ardından bir kahve içtim. Oyalanacak bir şey
kalmayınca kolları sıvadım. Limon kokulu pembe eldivenlerimi giydim ve Gümüş'ün hediye ettiği önlüğü taktım.
Bir süre sonra maske gibi bir şey aradım ama yoktu. Dün ada vapurunun saatini ısrarla öğrenmek istediğim
zaman, söylediğin şey aklıma geldi. "Ne kadar garanticisin!" ama maskeyi unutmuştum, n'aber?



press release

Last night, I washed the corpse we carried on our backs. I regretted it the moment I threw the bones into the tub,
but it was already too late. I first chose the cleaner (older) ones; they were easy because the fibre-like fluffy bits
that connect the joints had dried away. These easily washable bones had no lumps of soil mixed with blood
and coalesced with the bone, from within which worms that had stiffened in the water appeared.

Before I began, I steeped the bones in warm water with vinegar. Then I added some bleach. In the meantime
I cooked spaghetti. I swiftly swallowed up my pasta with garlic tomato sauce. And I thought: “There’s a dead
horse in the bathtub, and my stomach couldn’t care less”. Then I drank a cup of coffee. When I had nothing left
to waste my time on, I rolled up my sleeves. I put on my lemon-scented pink gloves and the apron Gümüş gave
me. A while later, I looked for something like a mask, but couldn’t find anything suitable. Then I remembered
what you said yesterday when I persistently wanted to learn the time of the island ferry:
“You love playing it safe!” but I forgot about the mask, how about that?




SANATORIUM Sanat Galerisi

Asmalı Mescit Mah. Asmalı Mescit Cad. No:32/A Beyoğlu İstanbul

Tel.: +90 212 293 67 17




Hiç yorum yok :